ECEL, RIZIKVE MUSİBET ANLAYIŞIMIZIN SOSYAL HAYATTAKİ İZDÜŞÜMLERİ-4

  • Delphin

Bugün sizlerle altı bölümden oluşan  İstanbul Üniversitesi ilahiyat fakültesinin bağcılar belediyesi ile mayıs 2013 yılında ortaklaşa gerçekleştirdiği HALKIN SORUNLARI BAĞLAMINDA GÜNÜMÜZ İNAÇ PROBLEMLERİ sempozyumunda sunum yapan Dr. Mücteba ALTINTAŞ’IN ‘’Ecel, Rızık ve musibet anlayışımızınsosyal hayattaki izdüşümleri’’ adlı makalesinin dördüncü bölümünü kaldığımız yerden paylaşacağız.

   Ecel konusuyla yakından ilgili olan bir diger konu da rızık konusudur. Kur'an'daki rızıkla ilgili

ayetler, bu alanda konulmuş ve yürümekte olan kanunları ifade etmektedir. Kitap ve rızık kavramlarının birlikte geçtigi ayetlere baktığımızda bu iki kavram arasında bir ilişki görmekteyiz. Ancak tartışmalara baktığımızda rızık ayetleri bakış açısından kaynaklanan farklı düşüncelerin oluşmasına neden olmuştur. Rızık ve kitap kavramı etrafindaki tartışmalar, bu kavramların farklı hareket noktalarından hareketle yorumlandığını göstermektedir.

 

   Rızık üç kategoride ele aınabilir. Özel ve dar manasıyla insan bedeninin gücünü ve hayatın

devamını sağlayan gıdalardır. Geniş anlamiyla Allah'ın insana verdigi, yararlansın veya yararlanmasın,  insanın elinde bulunan mal ve mülkttür. İktisadi anlamda ise hayatın devamı için kullanılan, insan elde etsin veya etmesin, evrende potansiyel olarak bulunan, insanlığın istifadesine sunulan mal ve kaynakların tümüne rızık adı verilebilir. Bu anlamda rızık iktisadi hayatın objesi olmakta iktisattaki kaynak teriminin ilahi boyutu içeren bir karşılığı olmaktadır.

 

   Ayet, rızık  konusunda temel yasayı koymaktadır. "Yeryüzündeki hangi canlının, hangi rızık

çeşidi ile besleneceginin belirlenmesi Allah 'a aittir. Her canlının yaşama süresini de yerleşip kalacağı yeri de bilmektedir. Bütün bunlar apaçık bir kitapta yer almaktadır. Ayetteki kitap kavramı Iafzi olarak anlaşılarak levh-i mahfuz olarak yorumlanmış ve rızıkların takdir ve tayin edildigi fikrine

delil olarak kullanılmıştır. Zira bütün canlıların rızık ve dogup olecegi yer açıkca levh-i mahfuzda

yazılmıştır. Halbuki buradaki kitap ifadesi rızık konusunda da bir takım yasaların geçerli oldugunu

vurgulamaktadır. Bu anlamda rızkın Yaratıcı'ya ait olması rızkın sebebi ve takdir edicisi olması

anlamındadır.

 

   0 halde insanın fakir ve zengin olmasını ya da rızkın tayinini belirleyen Yaratıcı mıdır? Ayet

bütünlüğüne dikkat edilmez ve Allah merkezli ifade tafzı dikkate alınmazsa boyle bir anlam çıkarmak mümkündür. Konuyla ilgili ayetler birlikte okunmazsa ekonomik hayatta insanın hiçbir role sahip olmadığı ve rızıkların Yüce Yaratıcı tarafından taksim edildigi sonucu çıkarılacaktır.

 Bu konuda dikkati çeken can alıcı sorulardan birisi de şöyledir: insanın davranışları gibi rızkıda

kesin olarak belirlendiyse insanın çalışmasıanlamsız degil midir? Bu soru ezeli bir yazgı anlayışının çıkmazını ifade etmesi açısından oldukça onemlidir. Zira herkes için onceden belirlenmiş kişiye ozel birrızık olsaydı, evrensel yasa sisteminin bir parçası olan sebepler anlamsız olurdu. Yetenek ve enerjilerincanlı varlıklara verilmesinin bir anlamı olmazdı. Her canlının  bir beslenme tarzı vardır. Evrensel yasalargeregince emek harcanarak üretilmesi ve kullanılabilir hale getirilmesi planlanmıştır. Yer ve gök bütüncanlılara yetecek miktardaki besin kaynaklarını yapılarında taşırlar. Canlılar yasalar uyarınca bu besinkaynaklarının peşinden koştuklan sürece bundan yararlanacaklardır.

 

   "Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını taşıyamayan nice canlının ve sizin rızkınızı Yüce Allah

Vermektedir’’.Yaratıcı, yeryüzünü bütün canlıların ihtiyaçlarını karşılayabilecek imkânlarla donatmış, çeşitli imkânlardan yararlanarak besinlerini sağlayacak yetenekte yaratmıştır. Kimi canlılar besinlerini yalın biçimde, kimi tarımsal ürün biçiminde, kimi de endüstriyel ürünler şeklinde alır. Özellikle insan analiz ve sentez yapabilme yeteneği, üretme gücü, yeryüzünü değiştirebilme ve sosyal hayatın şartlarınıgeliştirme yeteneğine sahiptir. Bu özelliğiyle insan konulan evrensel yasalar yardımlarıyla bütün canlılara sunulmuş olan çeşitli besin kaynaklarından yararlanmaktadır. İnsan için bunları elde etme sebeplerinin takdir edilmesi insanı daha farklı bir konuma çıkarmıştır.

 

   Yaratıcı herkese zeka, sağlık, yetenek ve servet gibi nimetleri bol ve eşit olarak vermiş olsaydı sosyal düzenden söz edilemezdi. "Allah kullarına rızkı bol bol verseydi yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. Fakat rızkı dilediği bir ölçüye göre vermektedir.Ayet imkanların dağıtımındaki ölçünün ne olduğu sorusunu cevaplamaktadır. Kullarının durumunu çok iyi gören ve bilen Yüce Yaratıcı rızkı kendi dilediği bir yasaya bağlamıştır. Toplumsal düzenin devamı için bu alanda sosyal kanunlarkonulmuştur. şayet iyi ve kotü kriterine göre rızık verilecek olsaydı bu, insanın sınav amacına aykırıolurdu.

  

şehristani ye gore rızık ve ecellerin kitaba yazılması, genel ve şartli olmak üzere iki türlüdür.

şartlı olarak yazılmasıinsanın şu şekilde davrandıgında eceli ve rızkı artar, şoyle yapınca ise azalır şeklinde yazılmasıdır. Oyleyse rızkın genişletilmesi ve daraltılmasıkonusunda gelişigüzel bir irade degil, ilahi bir yasa işlemektedir. insan eylemleri soz konusu oldugunda ilahi sünnet, insanın kendi seçim ve eylemlerine bagli olarak işlemektedir. Boyle bir varlık düzeni yaratılmıştır. Kullarına rızık verme konusunda ilahi yasa, insanın kendi seçimleri ve sebepler çerçevesinde işlemektedir.

"Diledigine rızkı genişletir, diledigine de daraltır", ifadesi genişlemenin ve daralmanın degişebilen kanunlarını ortaya koymaktadır..

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.