Antalya Tarımına Covid Aşısı!

  • sr3
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi ve Tarım Ekonomisti Ziraat Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş, Covid-19 salgınını tarımda fırsata dönüştürmenin mümkün olduğunu söyledi.

Biz sorduk Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş cevapladı. İşte Sn Özçatalbaş ile koronavirüsün tarıma etkileri ve fırsata çevirebileceğimiz yönlerinin ele alındığı röportajımız...

Koronavirüs’ün genel olarak tarım sektörümüz üzerine etkileri konusunda genel bir değerlendirme yapar mısınız?

Dünya ölçeğinde insan hayatını tehdit eden Koronavirüs salgını, ülkemiz ve Antalya açısından insan ve üretim sektörleri üzerinde önemli baskı ve etkiler yapmıştır. Bugün ilk günlerde ortaya çıkan belirsizlik ve panik halinin atlatılmış olduğu görülüyor.

Tarım sektörü özelinde bakıldığında çiftçilerimiz sadece bu dönemde değil her dönemde büyük fedakarlıklarla üretim yapıyorlar. Üretimde kullanılan girdilerin fiyatlarının yüksekliği, ürünlerin düşük kar oranıyla ya da başabaş fiyatla satılıyor olması hep belirtilen şikayetlerdir ve bu durum çiftçi ve ailesinin yaşam standardının istenen hızla artmasın engellemektedir.

Koronavirus etkisiyle özellikle zorunlu gıda malları dışında üretimi yapılan (kesme çiçek gibi) ürünlerde iç pazarın daralması ve ihracatın düşmesiyle söz konusu ürünlerin fiyatlarında düşüş olağandır.

Ancak zorunlu gıda maddeleri için olay farklıdır ve tarım üreticilerinin üretime devamını sağlayacak önlemler zorunludur. Dolayısıyla çiftçinin üretimden vazgeçmemesi için uygun politika araçlarına ve yöntemlere ihtiyaç bulunmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı buna yönelik geleneksel hale gelen destekleme araçları yanında yeni politika ensturmanlarını sürece dahil ediyor. Bunun önemli olduğunu belirtmek gerekir.

Tabii çeşitli yayın organlarında ilk haftalarda kamuoyu ile paylaşılan yazılarda belirtilen “Türkiye’nin kıtlık yaşayacağı” konusunun tamamen yersiz ve dayanaksız olduğunu o günlerde belirtmiştik. Bugün olumsuz görüş beyan edenler bizim belirttiğimiz noktaya gelmiş görünüyorlar. Öyle ki Türkiye yıllık yaklaşık 20 milyon ton buğday üretiyor ki bu üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Ayrıca 7 milyon ha arazisine Koronavirüs salgını öncesinde buğday ekmiş ve yüksek rekolte bekleyen bir ülke için gelecek birkaç yılda kıtlığın söz konusu olmayacağı açık.

Ancak küresel salgının tarım sektöründe bakış ve uygulamalar üzerine etkilerde bulunacaktır. Örneğin doğal olarak Koronavirüs salgınının, tarımsal üretimle ilgili olarak yetiştirilecek ürün önceliklerinde iç tüketim talebinin öne alınması ve ihracat için katma değerli ürünlerin üretimini önemli hale getirecektir. Özellikle orta ve uzun vadede değişim yeni şartların oluşturduğu ortam nedeniyle kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca bunun yanında üretimi tehdit edecek diğer etkenlerden örneğin farklı iklimsel tehditlerle  karşılaşılması durumunda farklı açılımlar yapmayı gerektirecektir. Dolayısıyla üretim faktörlerinin işlev ve kombinasyonunda farklılıkların oluştuğu,  değişkenlerin arttığı, karar süreci bakımından kısa ve orta vadenin çok daha önemli olacağı bir döneme girmiş bulunuyoruz.

 

Küresel Kovid-19 tehdidi  Tarım Sektörü için Fırsatlar doğurabilir mi, evetse neler olabilir?

Doğal olarak Türkiye gıda üretiminde kendine yeterlilik kriterlerini gözden geçirerek, küresel düzeyde orta ve uzun dönem projeksiyonlarıyla kendi avantajlarını korumak yönünde inisiyatif geliştirecektir. Türkiye’nin bu süreçte, tarımsal ve beşeri kaynaklarını ve üretim faktörlerinin etkinliğini artırmak gibi bir fırsatı yakalaması mümkündür.  Bu şekilde etkinliliğe dayalı ve sürdürülebilir bir tarım ekosistemini kurmak Türkiye için en büyük kazanç olacaktır. Çünkü bu yapı Türkiye’nin gelecek için tarım ürünleri arz güvenliğini ve gıda güvencesini garantiye alması anlamına gelmektedir. Buna göre tarım arazilerinin yeteneklerine göre kullanımı, ürün planlaması, arazi toplulaştırması, basınçlı sulama, yerli tohum, yerli damızlık materyali, mera kullanımı, ıslah ve biyo-teknolojik çalışmalar ile ileri tarım teknikleri uygulamalarını geliştirmek önem kazanmaktadır. Yapılan çalışmalarda başarı elde edilmesi tüm paydaşların konuya hep birlikte sahip çıkmasını gerektirmektedir. Bu çerçevede sürdürülebilir bir yapıyı kurmak için, çiftçi ve ailesini bir bütün olarak ele alarak sistemin merkezine yerleştirmek ve eşgüdüm içinde çalışarak yeni süreci tüm paydaşlarla birlikte inşa etmek gerekiyor.

Kovid-19’un  Antalya Tarım Sektörü için etkileri eler olabilir?

Özellikle Antalya Türkiye’nin tarımsal üretim üssü ve merkezi bundan dolayı Antalya tarımıyla ilgili tehdit ve fırsatlar üzerine  neler söylenebilir?

Ortaya çıkan küresel pandemi tehdidinin fırsata dönüştürülmesi için gelişmeleri iyi takip etmek ve doğru iş modellerini ortaya koymak gereklidir.  Kısaca tehdidi fırsata çevirmek için süreci yönetmek üzere kamunun, özel sektörün ve üretici örgütlerinin işbirliği ve eşgüdüm içinde çalışmaları büyük önem taşımaktadır. Bu dönemdeki tehdidin fırsata dönüştürülmesi için  karar alıcıların ve piyasa aktörlerinin  piyasa dinamiklerini hızla okuyacak bir algoritma üzerinden hızla  ve doğru karar üretmesi gerekli görülmektedir. Kriz sırasındaki çalışmalar yanında, kriz sonrası döneme hazır olmak için yüksek tempoyla çalışmak, yani pro-aktif olmak gerekiyor.  

Antalya tarımının önemi üzerine kısa bilgi vermek gerekirse;Antalya bitkisel üretim değeri bakımından Türkiye genelinde ilk sırada yer alıyor. Özellikle domates, hıyar, patlıcan, biber, bakla, kültür mantarı, nar, portakal ve avakodo gibi ürünlerin üretiminde lider olması çok  büyük etkide bulunuyor ve dolayısıyla Antalya iç tüketim tedarikinde büyük role sahip.

Tarım Orman İl Müdürlüğü verilerine göre Antalya Türkiye belirttiğimiz üretiminin en az yüzde 15’i ile en yüksek %81’ini tek başına üretiyor. Ayrıca Antalya tarım ürünleri ihracatında da yaş sebze-meyve-kesme çiçek gibi ürünlerde en önemli il durumundadır.

Bakanlıkça alınacak karar ve uygulamalarda Antalya’nın üretim ve ihracattaki gücünün dikkatten uzak tutulması beklenmemektedir.

Tarım çok geniş bir alan ve Antalya tarımın merkezi buna göre Antalya tarımı için önümüzdeki dönemde fırsat alanları neler olabilir?

Antalya tarımı için önümüzdeki dönemde karşımızda duran fırsat alanlarını birkaç tümceyle ifade etmek kolay değildir. Konuyu insan-toplum-üretim-kaynak kullanımı-gıda-tüketim-pazar-gelecek ve diğer parametreler kapsamında değerlendirdiğimizde şunlar söylenebilir:

-        Tarımda çalışan nüfusun yaş ortalaması yükselmektedir. Tarımda çalışan yaşlı çiftçi nüfusun yaş ortalamasının düşürülmesi dolayısıyla tarım girişimcilerinin gençleştirilmesi fırsatı doğmuştur.

-        Kırdan kente göçü durdurmak hatta tersine çevirmek için fırsat doğmuştur.

-        Kentte yaşayanların kırı keşfetmesi, kırda yaşayanları anlaması ve tarımın hayati önemini fark etmesi için fırsat doğmuştur.

-        Tarımın ve Çiftçiliğin Saygınlığını Artırmak için yapılacak çalışmalar için fırsat doğmuştur. Bu çerçevede Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çiftçi odaklı başlattığı ve danışman olarak görev aldığımız ilgili projesi örneğinde olduğu gibi farklı çalışmalar için hızlandırıcı etki yapacaktır.  Buna göre özellikle çiftçiliğin ve çiftçi ailesinin uygun teşviklerle desteklenerek "Çiftçiliğin Saygınlığını Artırmak" ve tarımdan kentlere göçü durdurmak yönünde kapsayıcı sürdürülebilir politikaları devreye alarak tarımda çalışmanın değerinin artırılması için fırsat doğmuştur. Sonraki dönemlerde de bu politikalara devam edilerek tarımda çalışmanın ve kırsalda yaşamanın cazibesi korunabilir.

-        Üretime devam eden ve sürdürülebilir bir tarımsal üretimin temel öğesi olan ihtiyaç sahibi üretici ailelere kriz dönemi aşılıncaya kadar devlet desteği sağlanarak kırda yaşama kararlılıklarını güçlendirmek ve pekiştirmek için fırsat doğmuştur.  Örneğin Antalya özelinde bir yıl boyunca ihtiyaç sahibi tarım üreticisi aile başına, özellikle yayla kesimlerde bulunan üreticiler başta olmak üzere aylık bin TL verilmesi üzerinde durulabilir. İlk aşamada amaca hizmet edecek şekilde  25 bin üretici kapsama alınarak 300 milyon TL destek sağlanabilir.

-        Tarım sektöründe ziraat mühendisi, veteriner hekim ve teknisyenlerin  uzman tarım üreticisi işleviyle girişimci olarak yer alması fırsatı doğmuştur.

-        Kaliteyi öne alarak iyi tarım uygulamaları kapsamında üretilen ürünlerin, havayolu kargo taşımacılığıyla ve “temassız ihracat” ve diğer yeni yöntemlerle dünyaya sunumunun gerçekleştirilmesiyle tarım ürünleri dışsatım gelirlerini artırmak için fırsat doğmuştur.  Bunun için süreklilik arz eden iç ve dış pazar analizlerinin yapılması büyük önem taşıyacaktır.

-        Tarımda dijital dönüşüm için ve elektronik ticaret alanında Bakanlığın ortaya koyduğu “Dijital Tarım Pazarı” girişimiyle tarım ürünleri piyasasında elektronik ticaretin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için fırsat doğmuştur.

-        Tarım ürünleri arz ve talebinin düzenlenerek tarım politikalarının iki temel hedef kitlesi olan üretici ve tüketici lehine etkili çalışan bir yapının oluşturulması için fırsat doğmuştur.

-        Kriz sonrası dönemin yeni şartları farklı senaryolarla ele alınarak yeni araç ve yöntemlerin tartışılarak devreye alınması için fırsat doğmuştur.

-        Tedarik zinciri ve lojistiğin "tarım takvimi" ve pazar talepleriyle uyumlaştırılarak kayıpların önlenmesi için fırsat doğmuştur.

-        İklim-toprak özellikleri ve tarımda sürdürülebilirlik, gıda güvencesi ve gıda güvenliği konularını gözeten etkinlik-etkililik, katma değeri dikkate alan bir üretim planlaması için fırsat doğmuştur.

-        Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yereldeki birimlerinin, köy(mahalle) muhtarlıklarıyla birlikte çalışarak bir türlü beklenen etkinliğe ulaşamayan/başarılamayan tarım istatistiklerini düzenleme ve buradan hareketle üretim planlaması için fırsat doğmuştur.  

-        Tarımda üretimin planlanması ile ihtiyaç fazlası (ihracat şansı da olmayan) ürünlerin ekilişinin teşvik edilmeyerek/desteklenmeyerek(engellenerek)  iç tüketim için gerekli (öncelikle stratejik önem sahip) ve dışsatım da yüksek değer elde edilebilecek ürünlerin yeteri kadar üretilmesi için fırsat doğmuştur.  

-        Mevsimlik işgücü konusunda alt üretim sektörleri itibariyle  işgücü talep dönemleri dikkate alınarak, emek arz ve talep tarafı bölge ve iller düzeyinde öncelikler ve "Tarım Takvimi"ne uygun bir şekilde ele alınarak “tarımda işgücü kullanım planı” için fırsat doğmuştur.

-        Tarım ve Orman Bakanlığı’nın TİGEM ve TAGEM birimleri ile birlikte Üniversiteler başta olmak üzere tüm paydaşların kısa-orta-uzun vadedeki görev tanımlarını “toplum için bilim, toplum için araştırma, toplum için üretim” çerçevesinde gözden geçirmek yönünde yeni sürece uyum için fırsat doğmuştur.

-        Üretim sırasındaki kaynak kullanımındaki israfı ve kayıpları asgariye indirecek bir iş modeli geliştirmek için fırsat doğmuştur.

Üretim maliyetlerini minimize edecek, doğru girdi kullanımı ile girdi kullanımında tasarruf sağlayacak iş modelleri oluşturmak için fırsat doğmuştur.

-        Verimliliği artıracak uygulamaların hakim kılınmasına yönelik iş modeli, modelleri oluşturmak için fırsat doğmuştur.

-        Uygun teknikler ve doğru teknoloji kullanımı sağlayarak hasat kayıplarının azaltılması için fırsat doğmuştur.

-        Kamudaki ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin ve tarımla ilgili diğer meslek sahiplerinin  asli çalışma alanlarına, çiftçi işletmelerine, köylere ve araştırma alanlarına dönmesi için fırsat doğmuştur.

-        Özel girişimci ve özel sektörde çiftçilere tarım danışmanlığı hizmeti veren kendini kanıtlamış, mesai kavramı olmaksızın çalışacak  uzman "Tarım Danışmanları"ndan faydalanmak için fırsat doğmuştur.  

-        Üretici örgütlerinin ve ziraat odalarının, çiftçilerin etkinliklerini artırmak yönünde inisiyatif geliştirmesi ve örgütlenmenin getirilerinden üyelerin çok daha etkin yararlandırılması için fırsat doğmuştur.

-        Tarladan sofraya kadar izlenebilirliği yaygınlaştırmak için fırsat doğmuştur.

-        İyi Tarım Uygulamalarıyla tüketicilerimize, dolayısıyla topluma sağlıklı gıda ulaştırmak için etkili bir sistemi kurmak ce çalıştırmak için fırsat doğmuştur.

-        Toplumun tarım ve gıda ürünlerinin hayati öneminin farkına varmasıyla, tarım ve doğa koruma bilincinin kalıcı olması için fırsat doğmuştur.

-         Toplumda gıda israfının ortadan kaldırılmasına yönelik bilinç oluşmasının ötesinde topluma tutum kazandırmak yönünde fırsat doğmuştur.

Anlaşıldığı gibi Antalya’nın ve ülkemizin sahip olduğu potansiyel yüksev ve Kovid 19 tehdidinin devam ettiği bu dönemde tehdidi fırsata dönüştürmek için neler yapmak gerekir?

Her şeyden önce Antalya’nın  ve de ülkemizin sahip olduğu potansiyeli bu tehdit döneminde fırsata dönüştürmek için olduğundan daha fazla çalışmak gereği vardır. Türkiye’nin bitkisel üretim merkezi olan Antalya’nın gelecekte debu konumunu artırarak sürdürmesi için stratejik kararlar alınması ve uygulamaya konulması gerekli olacaktır. Özellikle iç pazar talebi doğru tahminlenerek, ihraç şansı yüksek ürünlerin yetiştirilmesi üzerinde planlama yapmak üzere ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesi gerekiyor. Antalya’nın üretim ve iç tedarikteki rol ve işlevini korumak ve geliştirmek üzere, esnek ve hızlı karar alabilen yeni bir işleyişi kurgulamaya ve kurmaya ihtiyaç bulunuyor.  Sektörün tüm paydaşlarının bir üst hedef, misyon olarak bunu benimsemesinin büyük önem taşıdığını dikkatten uzak tutmamak gerekiyor. Sonuç itibariyle inanıyorum ki tarım sektörümüz, sahip olduğu potansiyeliyle ve nitelikli insan kaynaklarıyla bu küresel tehdidi yeni fırsatlara dönüştürme becerisine sahiptir ve bu süreçten daha güçlü bir şekilde çıkarak, yoluna devam edecektir.


Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.