Hoşgeldiniz  

AGD, fethi kutladı

Yalçın KÜÇÜK | 11 Mart 2020 | Dünya, Genel, Gündem A- A+

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Muratpaşa Temsilciliği tarafından düzenlenen programla Antalya’nın Fethi’nin 813’üncü yıl dönümü kutlandı.

AGD Muratpaşa Temsilciliği ‘Antalya’yı Dirilten Nefes’ sloganıyla fetih kutlamaları gerçekleştirildi. Karatay Medresesi’nde düzenlenen program, Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma Antalya birincisi  Furkan Erdoğan’ın tilavetiyle başladı. Daha sonra selamlama konuşması için kürsüye gelen AGD Muratpaşa Temsilcisi Muammer Köken, derneğin milli ve manevi değerlere her zaman sahip çıktığını aktardı. Köken, “AGD olarak Türkiye’nin dört bir tarafında fetihler kutladığımız gibi bugün de Antalya’mızın fethini kutluyoruz. Fetih programlarıyla İslam tarihimize karşı sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Biz AGD mensupları olarak bu coğrafyanın harcının İslam olduğuna,  bu toprakları bize yurt yapan anlayışın fetih ruhu olduğuna inanıyoruz. İnsanımızı  kültür emperyalizminin yanında değil fetih ruhunun yanında durmaya çağıyoruz” dedi.

Köken konuşmasına şöyle devam etti:
“Öncelikle biz neslimizin, gönüllerini, kalplerini, yüreklerini , fethedersek  beldeleri o zaman fethedebiliriz.  Çünkü fetihler, tankla, topla ve tüfekle değil inanmış ve davasına adanmış kadrolarla yapılır.  Katılımcılarınızdan dolayı sivil toplum örgütlerinin değerli başkanlarına ve siz Antalya sevdalılarına teşekkür ediyoruz inşallah sizin çalışmalarınızla Antalya’mız kıyamete kadar İslam şehri olmaya  devam edecektir.”

Fetih işgal değildir

Köken’in ardından kürsüye gelen Akdeniz Üniversitesi Öğretim Görevlisi Abdullah Turhan Antalya’nın fethini ve fetih ruhunu anlattı. Turhan, “Fetih insanın, toplumun ve doğanın, sevgiyle, merhametle ve adaletle buluşmasıdır. Fetih insan olmanın, halife kılınmanın, dağların yüklenmekten çekindiği bir yükü omuzlamanın ve kulluk sözü vermenin gereğidir. Fetih sadece hakkın hâkimiyeti için çıkılan bir seferin sonucu değil, bilakis o sefere çıkabilme dirayetidir. Fetih işgal değildir. Fetih bir ırkın diğer ırkı tarumar etmesi değildir, bir bölgenin halkının diğer bölge halkını sömürmesi değildir, insanların inanç ve düşüncülerini zorla değiştirme değildir. Enerji kaynaklarını, yer altı yer üstü zenginliklerin ele geçirmek için savaşanlar, insanları imha etmek için savaşanlar bunu anlayamaz” diye konuştu.

İslam fetihlerinde kimseye zorla bir şeyler kabul ettirilmediğini ve fetih edilen yerlerde hoşgörünün hakim kılındığını aktaran Turhan, “ İslâm fetihleri devletin sınırlarının genişlemesini sağlamakla birlikte gayri müslimleri zorla Müslüman yapmayı hedef almıyor, onları yalnızca İslâm devletinin himaye ettiği insanlar statüsüne sokmakla yetiniyordu. Bir başka ifade ile, onların zorla Müslüman olmalarını değil İslâm’a tâbi olmalarını, İslâm’a girmeden Allah’a itaat etmelerini sağlıyordu. Çünkü zorla dine girenlerin Müslümanlığından ne kendilerine ne de İslâm ümmetine bir hayır gelmeyeceği, ayrıca insanları ölümle tehdit ederek Müslüman yapmanın münafıklığı körüklemekten ve cemiyetteki münafık sayısını arttırmaktan başka bir sonuç vermeyeceği biliniyordu. Yüce Ecdat tarihte kendisini öylesine kutsal bir dava ile görevlendirmiştir. Bu yüce amaç uğrunda yani Hak’kın Zaferi, İslam’ın tebliğ ve yayılması için sırasıyla Emeviler, Abbasiler, Karahanlılar, Gazneliler,Timur, Selçuklular, Osmanlılar Altın Nesil Sahabeden sonra savaşmışlar, şehitler vererek cenneti kazanmışlar ve İslam’ı bugünlere getirmişlerdir. Tabi ki bu destanlar kolay yazılmamış, dünya tarihinde eşi görülmemiş, sıkıntılar yaşanmıştır. İslam Tarihinde, İslam dünyası üç büyük felaket yaşamıştır. Bu felaketler Haçlı Seferleri, Moğol İstilası ve Cihan İmparatorluğu Osmanlı Devleti’nin yıkılması şeklinde cereyan etmiştir. Gene bu acıklı olaylara ilaveten de Hz. Peygamber’in yaptığı fetihler yanında Kuzey Afrika’nın, Çin’e kadar Asya’nın , Rusya steplerine kadar kuzeyin, Viyana ve Tuna’ya kadar Avrupa’nın ve bir de Fransa’ya kadar İber Yarımadası’nın şanlı fetihleriyle Mekke’nin, Kudüs’ün ve İstanbul’un fethini fetih ruhuyla yapmıştır” ifadelerini kullandı.

Turhan, “Batı Akdeniz kıyısında yer alan ve coğrafi konumu açısından önemli bir liman şehri olan Antalya köklü bir tarihi geçmişe sahiptir. Arap kaynaklarında şehrin adı ‘Antaliye’ Türk kaynaklarındaysa ‘Adalya’  olarak yer alıyor. Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan Antalya ve çevresinin tarihiyle ilgili birçok araştırmada Antalya’nın bir şehir merkezi olarak tarihinin Bergama Kralı 2’inci Attalos ile başladığı bilinmektedir. Limanlarıyla özel şartlara sahip Antalya Roma İmparatorluğundan sonra Bizans devrinde Antalya’nın önemi gittikçe artmış ve şehir Akdeniz havzasında faal bir ticaret limanı haline gelmiştir. Bu özelliği sebebiyle 6’ncı yüzyıldan itibaren Arap akınlarına uğramıştır. 860’da Halife Mütevekkil’in donanma kumandanı Fazl Karin, şehri ele geçirmiştir. Ancak bu hakimiyet uzun sürmemiştir. Türklerin Anadolu’yu fethi sırasında Süleyman Şah burayı ele geçirmiştir. Bizans imparatoru Aleksior Komneos’us şehri geri alış tarihi olan 1103 yılına kadar Antalya Selçukluların elinde kalmıştır. Şehir bu arada önemli bir ithalat ihracat limanı olarak Avrupa ve Mısır ticaret gemilerinin uğrak noktası olmuştur” diye konuştu.

Antalya’nın Doğu Akdeniz’in en önemli Ortaçağ limanlarından birisi olduğunu belirten Turhan, “Şehir ilk 1207’de ve ikincisi 1216’da olmak üzere iki kez Selçuklular tarafından fethedilmiştir. İki fetih arasında gerçekleşen yerli Rum ayaklanması da Anadolu Selçuklu Tarihi’nde örneğine az rastlanılacak bir isyan olmuştur. Ancak şehrin ikinci fethinde kalıcı bir hâkimiyet sağlayabilmiş ve şehrin İslam beldesi olma süreci devam etmiştir. Özellikle Selçuklu fethi öncesi de kozmopolit bir ticaret şehri görünümünde olan Antalya şehri bu durumunu Selçuklu fethi sonrasında da sürdürmüştür. Selçuklular, Antalya’nın fethiyle birlikte ilk kez Akdeniz kıyısında önemli bir liman kentine ve uluslararası ticaretine dâhil olmuştur. Bu durum şehrin gerek siyasi, gerek ekonomik gerekse de sosyal tarihlerinde çok büyük oranda

etki yapmıştır” diyerek sözlerine son verdi.
Mehmet ÖZCAN

Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Seri Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle