Hoşgeldiniz  

Tarihe sahip çıkıyor

admin | 08 Ocak 2019 | Tüm Manşetler A- A+

 

Mustafa Canlı, Akdeniz ve Yörük kültürünün önemli öğesi olan halıcılık sanatına Kaleiçi’ndeki dükkânında hayat verirken Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatsal Fakültesi’nde usta öğreticilik yapıyor.

Aksaray doğumlu olan halı ustası Mustafa Canlı, mesleğe 13 yaşındayken Konya’da başladığına ve 25 yıldır bu mesleği yaptığına değinirken “Yıllarca annem halı dokuması yaptı. Bizler de küçükken meslek edinelim diye bizi bu sanata yönlendirdi, ondan esinlenerek bugün buralara geldim. Anne mesleği bizimki” ifadelerini kullandı.

Kaleiçi’ndeki dükkânında tarihe hayat veren Canlı, dükkânını tamir ve dokuma atölyesi, satış mağazası olarak kullandığını halıların yıkanmasından koleksiyon parçaların dokumasına kadar her şeyi gerçekleştirdiklerinden bahsederken sözlerine “Kaleiçi tarihi bir atmosfere sahip tam da bu tarihe uyacak bir sanat icra ediyorum. Konum olarak Antalya’nın gözdesi, tarihi bir yer olan Kaleiçi’ni seçtiğim için oldukça memnunum” diye devam etti.

“Tarihe hayat veriyoruz”

Halı dokuması kadar halı tamirinin de zor olduğuna dikkat çeken Canlı “ En eski 200-300 yıllık halımız var elimizde. Eski halının tamiratı zordur. Çünkü onu dokuyan sanatçının dokurken ki duygularını hissetmek gerekir. Ustalarda tamirata başlamadan önce bu duyguları hissetmeye çalışır. Düşünsenize tarihi bir halının yırtık bölgesini aynı şekilde dokumaya çalışıyorsunuz. Biz aslında tarihimize sahip çıkarken tarihe hayat da veriyoruz. 300-400 yıllık bir halı tamirata geldiği zaman eski halılardan söktüğümüz iplikleri kullanırız, yeni iplik kullanamayız. İpliğin özelliği eski olması, kullanılmış olması, söküntü olmasıdır”  şeklinde konuştu.

“Mesleğimiz yok olmanın eşiğinde”

İnsanların artık dokuma halıdan makine halısına yönelmesini ve emeklerinin karşılığını alamadıklarını söyleyen Canlı, “ İnsanlar dokuma halıların ağır olduğu için kullanımda sıkıntı yarattığını, nasıl yıkayacaklarını bilmedikleri için temizliğinin zor olduğunu söylüyorlar. Aslından bunlar çözüme kavuşacak sorunlar biz burada bu halıların yıkamasını da yapıyoruz. Özellikle çocuklar için bu halılar boya ve yün kalitesinden dolayı kanserojen madde içermiyor. Oysa makine halıları öyle mi? Kesinlikle değil, kanserojen madde olan boya ve petrol içeriyor makine halıları. Dokuma halılar üzerinde çocuklar dilediğince oynayıp, emekleyebilir. Ayrıca vücuttaki kötü enerjiyi çekiyor ve pozitif enerji veriyor” dedi.

“Üretmiyoruz sadece tüketiyoruz”

Halıcılık sanatının neredeyse bitecek duruma geldiğinden şikâyet eden halı ustası Canlı, “Sanatımız yok oluyor ama bu hepimizden kaynaklı. Ülke olarak kendi eserlerimize, sanatlarımıza sahip çıkmıyor ve değer vermiyoruz. Annelerimizin, babalarımızın, ninelerimizin, dedelerimizin birçok emekle dokuduğu halılar, kilimler bir hiç gibi kesiliyor. İnsanlar modernleştikçe koltuğun duvarın rengine halıları uysun istiyorlar. İnsanımızda hazıra konma ve hız isteği var. Çalışmadan emek harcamadan bir şeylerin sahibi olmak isteyen bir toplum olduk. Üretmiyoruz sadece tüketiyoruz. Bunun için bir an önce bilinçlenip kendi değerlerimizin kıymetini bilip fabrikasyonu engellemeliyiz” ifadelerine yer verdi.

“Teknolojiyle el sanatlarını birleştirelim”

Ustalık belgeleri olan ve Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde usta öğretici olarak ders veren Canlı, “Öğrencilere de el emeğinin önemini elimden geldiğince öğretmeye çalışıyorum. İstiyoruz ki gelişen teknoloji ile el sanatlarını birleştirelim. Okulda ve atölyemizde yaptığımız uygulamalarda olabildiğince bu yolda ilerliyoruz. Onlar da bir gün öğretmen olacak ve öğrencilerine bu sanatın değerini anlatacaklar eminim” diye konuştu.

“Antalya’nın Döşemealtı halıları meşhur”

Usta Canlı, hak ettiği değeri göremeyen halıcılık sanatının dokuma olmadığından dolayı üretiminin neredeyse durduğuna ancak Antalya halkının yine de bazı kesimlerinin bu sanata ilgi gösterdiğini, ninelerinden, dedelerinden kalan el emeği halıları tamire getirip geçmişe hayat vermek istediklerini ifade ederken “Antalya’nın Döşemealtı halıları meşhur, onun dışında daha dallı, hançerli ve taş modelleri seviyor Antalyalılar” dedi.

“Kuyumcunun altını ne kadar değerliyse bizim de iplerimiz öyle değerli”

Geçmişte emeklerinin karşılığını alabildiklerini ama günümüzde bunun pek mümkün olmadığını, tamire gelen halıların ücretini söylediklerinde o fiyata fabrika halısı alırız denildiğini ve o halı üzerindeki değerin, her bir parçasında bulunan emeğin, hatıranın kıymetinin bilinmediğinden şikâyet eden Canlı, “Yılların birikmiş malzemesi var elimizde. Biz malzeme maliyetinden geçtik artık, istediğimiz emeğe saygı. Yoksa malzeme bulunur biz emeğimizin karşılığını almak istiyoruz. Bir kuyumcu altının parçalarını nasıl hiç atmayıp altın parçalarını eritip yenileyip yeni bir şey yaratırsa biz de iplerimizi atmayıp yumak haline getirir yeni bir halı yaratırız. Kuyumcunun altını ne kadar değerliyse bizim de iplerimiz öyle değerli” ifadelerini kullandı.

Yalçın KÜÇÜK – Gonca ÖZTÜRK

103 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Seri Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.