Hoşgeldiniz  

Kırtız’dan hububat değerlendirmesi

admin | 07 Mart 2019 | Tüm Manşetler A- A+

 

Anadolu Un Sanayicileri Derneği Başkan Yardımcısı Oğuz Kırtız, hububat üretimindeki daralmanın önüne geçilmesi için köy hayatının cazip hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye ve bölgemiz hububat sektörüne yönelik değerlendirmelerde bulunan Anadolu Un Sanayicileri Derneği Başkan Yardımcısı Kırtız, “TMO tarafından gerçekleştirilen mısır ve pirinç alımı iç piyasanın ihtiyacını gidermek amacıyla yapılan alımlardır” derken hububat alanlarındaki daralmanın önüne geçilmesi için köylere dönüş projelerinin desteklenmesi ve köy hayatının her açıdan geliştirilmesi gerektiği üzerinde durdu. Un sektörünün ana müşterisi durumundaki fırıncıların durumlarını da değerlendiren Kırtız, fırıncıların ekonomik olarak çok zor durumda olduğunu dile getirdi.

Fiyatlandırma vurgusu
TMO’nun 300 bin ton mısır alımı için ihale açtığı yönündeki haberler üzerinde duran Kırtız, “Şu an TMO tarafından gerçekleştirilen mısır ve pirinç alımı iç piyasanın ihtiyacını gidermek amacıyla yapılan alımlardır. İthalatta en önemli nokta, yapılan fiyatlamalardır. Dövizin yüksel olduğu dönemlerde görev zararları söz konusuydu; fakat şu an gerçekleşen ithalatlar neredeyse görev zararı olmadan satışa konu olacak şekle geldi. Dolayısıyla içerideki üretimi baltalıyor diyeceğimiz noktadan çıktı. Döviz kurlarının çok yüksek olduğu dönemde yapılan ithalatlar görev zararı doğuruyordu ve içerdeki üretimi engelliyordu. Şu anki kurlar üzerinden yapılan satışlarda böyle bir durum söz konusu değil. İç piyasada ürün eksikse yapılacak bir şey yok. İç üretimi desteklemek için iç piyasayı aç bırakmak olmaz. İthal edilen ürünler görev zararıyla satılmadığı sürece sorun yok” dedi.

İç piyasa açığı
Geçtiğimiz yıl dövizde yaşanılan artışın, mısır ve pirinç üretimi üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığını aktaran Kırtız, “Mısır ve pirinç ithalatı geçtiğimiz yıl dövizde yaşanılan krizin sonucu değil. Dövizde yaşanılan artış hasat dönemi sonrasıydı. Dövizin yükseldiği dönemdeki büyük etki azaldı ve iç piyasayla dış piyasa arasındaki fiyatlar eşit hale geldi. İthalat politikalarının olumsuz etkisi, uygulanacak politikalara göre 2019/2020 hasat dönemini etkileyebilir. Yani geçtiğimiz yıl dövizde yaşanılan artış sonucu oluşan bir üretim açığı değil, iç piyasanın yeterli ürünü bulamamasından kaynaklanan bir ithalat söz konusu” şeklinde konuştu.

Çarpıcı örnek
Hububat ekim alanlarındaki daralmaya ilişkin düşüncelerini de paylaşan Kırtız, “Köylerin terk edildiği hususu tamamen doğrudur. Bir ürün, yeterli miktarda yetişmiyorsa üretim ayağında ne olduğunu iyi incelemek lazım. Üretim ayağında girdiler yükseliyor, kar oranları düşüyor ve köy hayatı cazip olmaktan çıkıyor. İnsanlar hem tarım gelirlerinin düşmesi hem de sosyal imkânlar anlamında köyleri terk ediyorlar. Köyler terk edildikçe de bu köylerde yapılan üretim hem kalite hem miktar olarak düşüyor. Dolayısıyla üretimi ve köylerdeki hayatı daha cazip hale getirmek gerekiyor. Üretim politikalarına buradan başlamak gerekiyor. Fiyat belirleyip şu ürünü şu fiyata satacaksın demeyle bu işleri çözme şansımız yok” değerlendirmesinde bulundu. Köylerin ve tarımla uğraşan kesimlerin ayağa kaldırılmasıyla ilgili çarpıcı bir örneklemede de bulanan Kırtız, “Ülkemizde çoban, seçimlerde oyu tartışılan bir durumda; ama Amerika’da çoban dediğiniz kişiye kovboy deniliyor. Kentlerde heykelleri yer alıyor, insanlar kovboylara özeniyor. Türkiye’de de gelinen nokta itibariyle kimse köylüye kız vermek istemiyor, kimse köylerde yaşamak istemiyor. İşinin tabanından bir şeylere başlamak ve tabandan tavana doğru sorunları çözerek ilerlemek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Fırıncının durumu zor
Kırtız, un sektörünün ana merkezinde yer alan ekmek üreticileri hakkında da dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Fırıncıların ekmek fiyatlarına zam gelmemesi nedeniyle ekonomik açıdan çok zor günler geçirdiğini sözlerine ekleyen Kırtız, “Türkiye nüfusunun yüzde 20’sinin ekmek tükettiğini düşünürsek kalan yüzde 80’lik kısma ucuz ekmek yedirmek için tarımsal üretimi ve esnafları bitirme noktasına getirmenin nedenini anlayamıyorum. Fırıncının içinde bulunduğu durum gerçekten çok zor. Her firmanın kendine göre bir finansal alt yapısı var ve bizim tüm fırıncıları destekleyelim demeye maddi imkânlarımız yetmez. 30 yıldır sektördeyim ve holding sahibi olan uncu görmedim. Her firma kıt-kanaat işlerini sürdürüyor. Dolayısıyla bizlerin aldığımıza göre ürün satmamız lazım ve bizden ürün alan kitlenin de aldığı maliyete göre satışı olması lazım. Şu an un satışı yaptığımız fırıncıların çoğu ödeme noktasında sıkıntı yaşıyor. Borcunun vadesini uzatanlar çoğaldı. Fırıncılar, para kazanamadıkları için un vadelerin açıp ayakta kalmaya çalışıyor. Bu uzun süre devam edebilecek bir durum değil. Ekmeğe zam gelmezse fırıncılık sektörünün geleceği hiç parlak değil” diye konuştu.
Veli AKOĞLU

78 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Seri Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.