Hoşgeldiniz  

Engelleri sanatla aşıyorlar

admin | 23 Ocak 2019 | Röportajlar, Tüm Manşetler A- A+

 

Hülya Bostanoğlu 2009 yılında kişisel gayretiyle Antalya Engelsiz Sanat Evi’ni açtı. ‘Sihirli Eller’ çatısı altında topladığı 25 engelli birey, gönüllü anne ve gönüllü eğitmenleriyle müzik, dans, el sanatları dersleri veriyor. Bostanoğlu, Engelsiz Sanat Evi’nin kuruluşunu ve engelli bireylerin toplumda yer edinmesi hakkında ki görüşlerini anlattı.

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

İsmim Hülya Bostanoğlu, Antalya’da yaşıyorum. Asıl mesleğim eczacılık, sonrasında da bir konservatuar yolculuğum oldu. Konservatuar okurken edindiğim bilgileri engelli bireylerle paylaşmaya karar verdim. Eczanemi devrettikten sonra Antalya Engelsiz Sanat Evi’ni “Sihirli Eller” adı altında kişisel gayretimle kurdum.

Engelsiz Sanat Evi’ni kurma hikâyeniz nedir?

Antalya Engelliler Koro’sunu kurdum. Çok güzel başarılı konserler verdik. Ancak bu arkadaşlarımızın sanatın bütün dallarına hakları olduğunu düşündüm. Kendilerini keşfetmeye hakları var. Sanat sadece müzik değildir. Sanatın diğer dallarını da paylaşmak üzere 2009 yılında Antalya Sanat Evi’ni açtım. Bu yolculuğumda yanımda olmak isteyenler benimle devam etti. Arkadaşlarım çevresine anlattı. Birilerinden buranın varlığını duyanlar olarak bu çatı altında toplandık. Kendi emeklerimizle de yolumuza devam ediyoruz.

Çevrenizde engelli bir birey olması mı sizi bu yola çıkardı?

Hayır, ailemde ya da akrabalarımda herhangi engelli bir birey yok. Ama bir nefes sonrasında ne olabileceğini bilmiyoruz. Ben bu zor hayatları hep yüreğimde hissettim. Çok uzun yıllar önce lise zamanımda körler korusunda bulunmuştum. O zamanlar da verdiğim sözler vardı. Bir gün mutlaka konservatuar okuyacağım ve oradan edindiğim bilgi birikimimi gerçekten engellilerle paylaşacağım demiştim. 50 yaşında konservatuar okudum. Hiçbir zaman hiçbir şey için geç değil. Burada birilerine umut olmak onların hayatını renklendirmek bana yetiyor. Daha önce yöneticiliğini yaptığım korolar oldu. Sağlıklı olan arkadaşların bile iki damla yağmur yağdığında gelmediklerini biliyorum. Ama şu anki öğrencilerim gerçekten şartlar ne olursa olsun geliyorlar. Burada olmaktan keyif aldıklarını, burada mutlu olduklarını hissedebiliyorum. Utanmaları gerek diğer insanların.

Engelsiz Sanat Evi çatısı altında neler yapıyorsunuz?

Öncelikle hiçbir yerel yönetim ya da sponsorla bağımız yok. Bağış yardım toplamayız. Kendi içimizde hallederiz giderlerimizi. Herkes gönüllü burada, topluma örnek bir topluluğuz biz. Profesyonel olan gönüllü sazendelerimiz var. Dışarıda para kazanmak yerine burada zamanlarını engelli arkadaşlarımıza ayırıyorlar. Gönüllü öğretmenlerimiz var onlarda bilgilerini, yeteneklerini, birikimleri ve zamanlarını onlar için harcıyorlar. Bunun yanında gönüllü annelerimiz var, onlara yemek yediren tuvalete gitmeleri için yardımcı olan onlarda, evde oturup istirahat edeceklerine burada bir hayatı tamamlıyorlar. Yani biz farkındalığı tam olan insanlarla bir aradayız. Müzik dalında biz özel bir koroyuz. Türk Halk Müziği de, Türk Sanat Müziği de, Pop da söylüyoruz. Geniş bir repertuara sahibiz. Pazartesi günleri koromuz şarkı söyleyip, müzik eğitimi alıyor. Perşembe günleri ise el sanatları derslerimiz oluyor.

Antalya Engelsiz Sanat Evi bünyesinde kaç engelli birey ve aile var?

Sanat evimizde 25 öğrenci ve aileleri var. Bunun dışında gönüllü annelerimiz var. Onların yemek yemelerine, tuvalete gitmelerine yardımcı oluyorlar. Sanat eğitmenlerimiz ve sazendelerimiz var. Perşembe günleri el sanatları derslerimizde her öğrencimizle ayrı ayrı ilgilenen 25 öğretmenimiz var. Gönüllü annelerimiz onlara kıymetli birer inci gibi bakıyorlar. Ev hanımı olan, iyi bir psikolojide olmadığı ilaç kullanan ancak buraya geldikten sonra ilaç kullanmayı bırakan, burada bulunmanın en iyi terapi olduğunu söyleyen gönüllü annelerimiz bile var. Onların bu iyi yüreğine ve sevgilerine hayranım.

Engelsiz Sanat Evi’nin projeleri neler?

Değişik projeler yapıyoruz. Engelli objektifinden engelsiz dünya isimli bir proje gerçekleştirdik. Öğrencilerimizi sahaya indirerek onların gözünden profesyonel makinelerle fotoğraflar çekildi. Biz de bu anları fotoğrafladık ve ikisini birleştirip bir sergi açtık. Önümüzdeki projelerimizden biri karikatür sergisi açmak. Karikatür sanatçımızdan teknikleri öğreneceğiz ve öğrencilerimiz karikatürleri çizerken yine onları fotoğraflayarak bu fotoğraflardan ve çizdikleri karikatürlerden oluşan bir sergi açacağız. Çok önemli bir projemiz daha var ‘Sanat Engel Tanımaz, Taşınır Projesi’, bu projeyle arkadaşlarımızın çizdikleri resimler çanta, kupa, tişört gibi objelere taşınacak. Bunun yanında gündem de olan poşetlerden kurtulmak adına bez çantalar yapacağız. Bunları çok ucuza mal edip hem bir farkındalık yaratacağız hem de bir projeye yardımcı olmak adına bulunacağız. Bu projede Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO)  yanımızda olacak. Bunların hepsinin yanı sıra yaz tatillerimiz oluyor her sene geziyoruz. Daha önce Fethiye ve Urla’ya gittik daha da gezecek çok yerimiz var.

Aileler ve engelli bireyler sizce gereken çabayı gösteriyor mu?

Tabi ki. Ailelerimiz de çok değerli ve yardımcılar. Her dersimize çocuklarını getiriyorlar. Onların sosyal hayata katılabilmeleri için ellerinden geleni yapıyorlar. Engelli öğrencilerime gelince de onlar buraya büyük bir mutluluk ve bağlılıkla geliyorlar. Ben onların gözlerinde o çabayı görüyor, yüreklerinde sevgiyi hissediyorum.

Engelli bireyleri anlamak adına çözüm yolları neler olmalı?

Bence engellilik yok engellenen var. Öncelikle onların hayatlarının çok kısıtlı olduğunu ve hayatlarında çok insan olmadığının farkında olmalıyız. Bizim onların hayatlarına getirdiğimiz engeller aşılamıyor. Yoksa onlar o engelleri aşmak konusunda çok başarılılar bence. Aileler de çok değerli ve yardımcılar. Engelli bireyleri anlamak adına sanata yaklaştım ben. Sanat bir sihirdir, bir terapidir. Hayatını sanatla tamamlayamaya çalıştığımız arkadaşlarımız için sanat onları renklendiren bir olgu. İnsanların da engelli bireylerimizin hayata adapte olmaları adına yapabilecekleri çok fazla şey var. Sanat sadece bunun bir ayağıydı benim için. Ben farkındalığı olan insanların o hayatlara dokunmak için çaba gösterdiğine eminim.

Bu tarz sanat evlerinin Türkiye’de yaygınlaşmasını ister misiniz?

Kesinlikle yaygınlaşmalı. Çünkü burada buluşma sebebimiz çok farklı bir şeyler. Ben burada arkadaşların tebessümlerini çok önemsiyorum. Biz burada siyaset konuşmayız din konuşmayız. Burada buluşma noktamız farklı bir şey, bütün bunların üstünde bir şey,  bunların üstünde bir hayat biçimi var burada. Gönüllü arkadaşlarıma da her zaman şunu söylüyorum. Bu kapıdan girdiğimiz an artık kendi hayatımız yok. Bir başka hayatı tamamlamak için buradayız. Bir başka hayatın eli kolu gözü olmak için buradayız. Bunu böyle düşünebiliyorsak burada olmalıyız. Böyle düşünmeyen arkadaşlarımız oldu ancak ilerlediğimiz yolda ayıklandılar, ben hiçbir şey yapmadım. Kendileri zaten bu hayata uyum sağlayamadılar. Türkiye’de de gerçekten bu yolda yürümek isteyenlerin, bilinçli yaklaşacak kişilerin böyle bir şeye adım atmalarını isterim. Çünkü diğer türlü hiçbir anlamı olmaz.

Röportajlar: Gonca ÖZTÜRK

128 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Seri Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.