Hoşgeldiniz  

Çobanlıktan milyonerliğe

admin | 08 Mart 2019 | Tüm Manşetler A- A+

 

Asıl adı Zeynel Erdem; ancak Amerika’da kulağa daha doğru gelmesinden dolayı Zach ismini kullanıyor. Erzincan’ın bir köyünde çobanlık yaparken tren rayı üstünde gördüğü bir gazete küpüründe bulunan New York fotoğrafına hayran olmasıyla başlıyor tüm hikaye. 21 yaşında gittiği New York’ta yaşadıklarını ve şimdi neler başardığını Zach Erdem’den dinledim.

Sizi tanıyabilir miyiz?
38 yaşındayım ve Erzincanlıyım. Erzincan’ın bir köyünde hayvancılıkla geçinen bir ailem vardı. 6 kardeştik; ama çobanlık görevini ben yapıyordum. 11 yaşındaydım ve yine bir gün koyunları otlatmaya çıkmıştım. Tren raylarının üzerinde bir gazete küpürü gözüme ilişti. Üstünde yüksek ve renkli binaların fotoğrafının olduğu bir gazete sayfasıydı. O fotoğraf hayallerimin merkezi oldu. Üniversite için Edirne’ye gittim. Trakya Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölümü’nü kazandım. Bir şeyler olsun istiyordum; ancak okulun bana istediğim şeyleri veremeyeceğini fark ettim ve bir yıldan kısa bir süre Edirne’de kaldım. Daha fazla kalamayacağımın farkına vardım ve biriktirdiğim parayla işlemleri başlattım sadece gidiş biletimi alıp Amerika’ya gittim.

İlk günleriniz nasıl geçti?
21 yaşında New York’a gittim. Central Park’ı keşfettim ve oraya yerleştim. İlk 6 ay çok zorlandım. Annem üzülsün istemedim detaylarını hiç anlatmadım. 6 ay ailemi arayamadım. Kimsenin ne yaptığımdan haberim yoktu. Arkadaşım yoktu, kalacak yerim yoktu, telefonum yoktu, param yoktu hiçbir imkânım yoktu; ama yine de her sabah kalktığımda gülüyordum. Hayatımdan pozitif enerjiyi hiç eksik etmedim. Sonrasında Mersinli bir çocukla tanıştım bana çok yardımı dokundu. İlk günlerim ne kadar kötü geçerse geçsin o başarıya ulaştım. Kovulduğum yeri satın aldım.

İş bulma süreciniz ve sonrası nasıl gelişti?
İlk olarak bulaşıkçı olarak işe başladım. Tanıştığım Mersinli çocuk bana “6 aydır buradasın şu çektiklerine bak git biraz gez dolaş” dedi ve 60 dolar verdi. Sahile gittim, yüzdüm, dolaştım. Yemek yiyecek ucuz bir yer arıyordum. Şimdi sahibi olduğum 75 Main adlı restoranı gördüm. Önünden 10 defa geçtim; çünkü cebimdeki parayla oraya girmeye cesaretim yoktu. Bir cesaret girdim içeriye, köşeye oturdum. Bir hamburger istedim. Restoranda ki adam benimle bir şeyler konuşmaya çalışıyordu; ama ben çok fazla anlamıyordum. Sonra zaten İngilizce’de de en iyi bildiğim “I need a job” olan işe ihtiyacım var cümlesini kurdum. Ne iş yaparsın dedi, bulaşık, temizlik, tuvalet ne olursa yaparım dedim. Bulaşıkçı olarak işe alındım. Çok çalıştım için genel müdür tarafından merak edildim ve oradan barmenliğe yükseldim. Oradan da genel müdürlüğe. Kimse beni tutamadı artık deli gibi çalıştım, yükseldikçe yükseldim.

Şu anda kaç işletmenin sahibisiniz?
İlk çalıştığım yeri satın aldım. Ardından ikinci çalıştığım yer olan Nello’nun yazlık yerini satın aldım. Yıktım butik otel yaptım. Hampton’da 4 mekanım var şimdi. Restoranlarım; 75 Main, Kozu, Summer House ve Am Southhampton adlı iki de gece kulübü, bir de Hotel ZE adlı butik otelim var.

Bu başarı bir şans mı sizce?
Çok çalıştım şansın bana gelmesini beklemedim ben ona gittim. Hedefim vardı başarmak zorundaydım. Tuvaletini temizlediğim restoranın genel müdürü de oldum, kovulduğum restoranı satın da aldım; ama yılmadım. Başarıya olan açlığımı bastıramadım. Hep açtım ve bu açlık hiçbir zaman bitmeyecek. 40 yaş altı başarılı iş adamı ödülünü aldım bu sadece şans değildi.

Rol model aldığınız birileri oldu mu?
Amerika’ya gitmeden de Donald Trump’ı duymuştum ve Amerika’ya gittiğimde ilk onun kitabını aldım. Hiç İngilizce bilmememe rağmen, kendime örnek aldığım insandı. Onun yaptırdığı binalara bakardım. Örnek aldığım insandı. Hayallerimde olan bir yere gelmiştim. Her yerde onun fotoğrafları ve ismi vardı. Kitaplarını okudum, ama kitap okumak yetmez. Onu hayata geçirmek gerek. Mesela şimdi bakıyorum gençler vücut yapacağım ben diye geziniyorlar; ama hiçbiri spora vakit ayırmıyor. Her şey emek gerektiriyor. Emeklerin karşılığını almayı asla unutmamalıyız.

Girişimcilik başarınızın üzerindeki etkiler nelerdir?
Çok çalışmak ve yılmamak. Hiçbir şeyden korkmadım ve cesur oldum. İngilizce bilmeden, insan tanımadan, kalacak bir yerim olmadan bir ülkeye gittim. Hayatımda ilk defa uçağa binmiştim. Bildiğim tek yer Erzincan’da köyümüz ve Keşan’dı. Cesaret ettim bilmediğim bir yere dönüş bileti bile almadan sadece hayallerim için gittim. Başarıya gitmek basamaklardan geçiyor. Gördüğüm tüm o zorlukların, ezikliklerin hepsi ilerdeki bir amaç içindi. Başardım.

Girişimcilik ruhunuzla dünyayı değiştirmek istediniz mi?
Yaşadığımız dünya çok güzel. Evet bazen yaşadığımız kötü şeyler olabiliyor; ancak elimden geldiği kadar güzellikler için ne istenirse yaparım. Dünyanın güzelleşmesi için gereken tüm sorumluluğa varım ve inanın yaptığım işi en iyi şekilde yapmak isterim.

Bu denli bir başarı hikâyesini neden Türkiye’de gerçekleştirmediniz?
Türkiye çok güzel bir yer, bu sabah Antalya’da uyandım kahvemi içtim ve ne kadar da güzel bir ülkemiz var dedim; ama şunu düşünüyorum 15 yıl gerisine baktığımda Türkiye’den istediğim verimi almadım. Bazen keşke burada yapabilseydim dediğim günler oluyor. Olmadı; ancak olmayacağı anlamına gelmiyor. İlerleyen zamanlarda Türkiye’de de işletmeler açmayı düşünüyorum. Buradaki insanlara da hizmet vermek istiyorum.

Bir girişimci adayına vereceğiniz 3 tavsiye ne olur?
Cesur olsun, kendine güvensin ve vazgeçmesin.
Röportaj: Gonca ÖZTÜRK

117 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Seri Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.