Hoşgeldiniz  

Çin zulmü protesto edildi

admin | 22 Ocak 2019 | Tüm Manşetler A- A+

 

Antalya Platformu, Akdeniz Dayanışma Platformu ve Alperen Ocakları’na üye derneklerin ortak basın açıklamasında Doğu Türkistan’daki Çin zulmü protesto edildi. Yağmurlu havaya rağmen toplanan kalabalık “zalimler için yaşasın cehennem” sloganları atarak Doğu Türkistan’daki zulüm ve katliamlara karşı dayanışma çağrısında bulundu.

Basın açıklamasını Antalya Alperen Ocakları İl Başkanı Numan Çelik yaptı. Doğu Türkistan’dan yükselen çığlıklara bütün dünyanın kör, sağır ve dilsiz kalarak bu alçakça zulmü seyrettiğini dile getiren Çelik, Çin Devleti’nin yıllardır Doğu Türkistan’da sistematik katliamlar gerçekleştirdiğini ifade etti. Çelik: “Türkistan kan gölü haline gelmişken başta İslam ülkeleri ve Birleşmiş Milletler yaşanan dramı görmezden gelmekte, sözde insan hakları savunucuları susmakla yetinmektedir. Doğu Türkistan’da evlerinden, yurtlarından edilmiş milyonlara, katledilen canlara kimsenin gözlerini kapatma hakkı yoktur. Soydaş ve din kardeşlerimiz toplama kamplarında tecrit altında tutulmakta, türlü işkencelere maruz bırakılmaktadır” dedi.

Her şey yasak

Çelik, Doğu Türkistan’daki halkın Türk ve İslam aleminden ve diğer dış dünyadan acil olarak diplomatik kurtarma müdahalesi beklediğinin altını çizdi. Çelik Doğu Türkistan’daki insani hak ve hukuk ihlallerini ise şöyle sıraladı: “Düşünce ve ifade özgürlüğü yasak, inanmak ve uygulamak yasak, milli kültür ve medeniyet yasak, yurtdışı seyahat yasak ki bütün bölge halkının pasaportu toplatıldı. Bunların dışında bütün dini ve manevi faaliyetler yasak, ramazanda memur, emekli, öğrenci ve 18 yaş altındakiler için oruç yasak, internet ve sosyal medyanın serbest kullanımı yasak. Bunları yapanlar hapis veya idama kadar götüren suçlarla itham ediliyor. Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz trajik hadiseler ve hüsran ile biten sonuçlar ile pençeleşiyorlar”

Ya Çinli olacaksın ya da yok olacaksın!

Çelik, Çin’in “Tek Çin Tek Millet” yaratma projesi kapsamında Uygurların yok edilmesi veya tamamen Çinlileştirilmesi hedeflediğini belirtti. Çelik bu hedef uğruna 70 senelik zulüm politikasını bir anda zirveye çıkaran Çin’in, Uygurlara iki seçenek sunduğunu ifade etti: “Ya Çinli olacaksın ya da yok olacaksın”

Çelik, Çin’in “Islah ve Terbiye Merkezleri” adı altında tesis edilen “Çin Nazi kamplarında” milyonlarca Doğu Türkistanlıyı evlerinden toplayıp “ıslah” olana kadar mecburi tuttuğunu ifade etti. Nazi Kamplarına toplatılan insanların Çin hükümeti tarafından çeşitli şekillerde kategorize edildiğini sözlerine ekledi. Çelik bu insanlara sistematik olarak yıldırma ve bezdirme politikaları uygulandığını da belirtti.

Çelik sözlerine şu şekilde devam etti: “Doğu Türkistan halkı daha Çin Nazi Kampları’nın yarattığı dehşet ve travmadan kendine gelememişken hepimizi sarsan “Çinli-Uygur ikiz aile” genelgesi yürürlüğe girdi. Bu uygulama çerçevesinde Çin’in iç kesiminden Çinlileri özellikle seçerek Doğu Türkistan’a getirip Müslüman Türk ailelere taksim ediyorlar. “Çinli Uygur kardeşliğini pekiştirmek” “Bölücülüğe karşı akrabalık tesis edelim” sloganlarıyla başlatılan gayriahlaki ve gayrihukuki bu uygulamalar Doğu Türkistan Müslümanlarının yüreğini lime lime etmektedir”

Çelik bu zulme dur deme vaktinin çoktan geldiğini ifade ederken “Ata yurdumuzda, bizden olan ve yüz yıllardır işgallere direnen, soykırımlara dayanan, İslam’ın sancağını güneşin doğduğu en uzak noktada dalgalandıran Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi ilgisizliğin girdaplarında, cellatlara teslim eden anlayışı şiddetle protesto ediyoruz” dedi.

Çelik; Antalya Platformu, Akdeniz Dayanışma Platformu ve Alperen ocakları olarak yaşanan trajedi daha da büyümeden hükümeti ve Birleşmiş Milletler Örgütünü, Doğu Türkistan’da yaşanan katliamı ve zulmü durdurmak üzere harekete geçmeye ve etkili tedbirler almaya davet etti. Çelik, aksi halde bu katliama sessiz kalan her kurum, örgüt ve ülkenin işlenen bu insanlık suçuna ortak olacağını belirterek basın açıklamasını sonlandırdı.

Şov için burada değiliz

Basın açıklamasının sona ermesinin ardından ise Doğu Türkistan’dan gelen ve Çin zulmünün yakın tanıkları olan Ersidin Erkin ve Zülfikar Ali yaşadıklarını anlattı. Ersidin Erkin Türkiye hükümeti ve Türkiye halkı başta olmak üzere kendilerine destek olmak için gelen herkese teşekkür etti. Daha önce İstanbul’dan Ankara ya yürüyüş yaptıklarını dile getiren Erkin amaçlarının Doğu Türkistan’ daki toplama kamplarında kalan 3 milyon Uygur Türkü ‘nün sesini duyurmak olduğunu sözlerin ekledi. Erkin: “1985 de doğu Türkistan Urumçi’ de doğdum. Biz kendi topraklarımızda Ben Türk’üm ya da ben müslümanım diyemeden yaşadık. Doğu Türkistan da şuan zulüm değil soykırım var. Doğu Türkistan sadece bir dernek, vakıf ya da siyasi parti meselesi değildir. Doğu Türkistan meselesi Türk meselesidir, insanlık meselesidir, müslümanlık meselesidir. Bu zulüme dur demek herkesin boynunun borcudur” dedikten sonra fenalaşarak baygınlık geçirdi. Yapılan ilk müdahalenin ardından kendine gelen Erkin kendini iyi hissettiğini dile getirerek sözlerine devam etti.

Çin’in kendilerine terörist muamelesi yaptığını dile getiren Erkin: “Dinimizi, dilimizi, namusumuzu koruyarak biz mi terörist olduk? Eğer bunları koruduğumuz için terörist oluyorsak evet biz de teröristiz. Müslüman ve Türk olmanın bedelini kanımızla ödüyoruz. Suriye, Filistan ve Yemen de bizim kardeşimiz ancak tüm dünya bize gözlerini kapattı. Şuan ben burada bu açıklamayı yaparken bile orada zulüm devam ediyor. Biz şov için burada değiliz. Oradaki zulüm için hepimiz Allah katında hesap vereceğiz. Lütfen evinize giderken Doğu Türkistan’daki kardeşlerinizi unutmayın. Zulme sessiz kalmayın. Bu zulmü tüm dünyaya anlatmamız lazım” diyerek herkesi sorumluluk almaya davet etti.

Zulme sessiz kalmayın

Erkin’ in ardından konuşan Zülfikar Ali ise şunları söyledi:  “Son üç senedir 5 milyon Doğu Türkistanlı kardeşimiz toplama kamplarında. Milyonlarca çocuk Çin’in farklı bölgelerine temelden Çin eğitimi alması için yollanıyor. Aileler bu çocuklardan haber ağlamıyor. Genç kardeşlerimizin de yok edilmek için alındığını biliyoruz.  Çinli kardeş aile projesi adı altında her aileye bir tane Çinli ajan yerleştirilmiş durumda. Bunlar onların ibadetlerini yasaklıyor, izin vermiyor. Toplama kamplarına gidenler geri gelmiyor. Cenazelerini bile alamıyoruz çünkü yakılıyorlar, onları gömmemize izin verilmiyor. Kendimizi savunamıyoruz bile. Evimizdeki bıçaklar bile mutfağa zincirli duruyor. Bu bıçakları zincirden kopardığımız zaman 5-6 sene hapis cezası alıyoruz.”

Ali sözlerini şöyle sürdürdü: “Doğu Türkistan’daki kardeşlerimiz Türkiye’deki kardeşlerinden bir ses bekliyor. Onların sesini duyurmak için buralara kadar geldik. Bu zulme lütfen sessiz kalmayalım.”

Ceylan YAŞAR / İslam ÇELİK

102 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Seri Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.