Hoşgeldiniz  

ATSO 2019’dan umutsuz

admin | 27 Şubat 2019 | Tüm Manşetler A- A+

 

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan vekili Cihangir Deniz, “Piyasada durgunluk devam ettiği için geçen yıla dönük genel değerlendirme ve 2019 beklentileri de olumsuz olmaktadır” dedi.

ATSO’nun Şubat ayı meclis toplantısı, ATSO Meclis Başkanı Süleyman Özer, ATSO Başkan vekili Cihangir Deniz, yönetim kurulu ve meclis üyelerinin katılımıyla yapıldı. Şubat’ta yoğun bir programı geride bıraktıklarını aktaran ATSO Başkan vekili Cihangir Deniz piyasadaki durgunluk ve ekonomik sıkıntılar dolayısıyla pek çok işyerinin sıkıntı içerisinde olduğunu aktardı.

“İstihdam artışı zordur”
Yeni istihdam seferberliğinin kendileri açısından büyük öneme sahip olduğunu aktaran Deniz, “Hükümet yeni istihdam teşvikleri uygulamaya başlamıştır. Bütün komitelerimizin raporlarında SGK prim desteği verilmesi konusu yer almıştır. İstihdam teşviklerinde kısa çalışma ödeneği gibi teşviklerden daha fazla yararlanmalıyız.Oda olarak önümüzdeki günlerde bu konuda bir bilgilendirme toplantısı da yapacağız ve istihdam kampanyasına destek vereceğiz. Gerçeği söylemek gerekirse ekonomik büyüme ve yatırım olmadan yeni istihdam artışı zordur. Birçok üyemiz ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Sektörlerimizin talebi işçi çıkarmamak, mevcut istihdamı korumak için vergi ve prim indirimi getirilmesidir. Artık geçici teşvikler yerine vergi ve primlerin kalıcı bir şekilde düşürülmesini istiyoruz. Devlet gelir farkını kayıtdışı istihdamın azalmasıyla telafi etmelidir” dedi.

“Anket sonuçları olumsuz”
Perakende sektörüne dönük satış ve beklenti anketi üzerinde de duran Deniz, “2018 değerlendirme ve 2019 beklenti anketini tamamladık. Anket sonuçları ilk bakışta beklediğimizden daha olumsuzdur. Esnafta karamsarlık fazladır. Piyasada durgunluk devam ettiği için geçen yıla dönük genel değerlendirme ve 2019 beklentileri de olumsuz olmaktadır. Biz her ay mecliste verilerle konuşuyoruz ki, aşırı karamsarlık, aşırı iyimserlik yerine gerçekçi tahminler yapılsın. Sorunları görmezden gelmek, idare ediyoruz demek doğru olmadığı gibi, devamlı olarak öldük, bittik mantığı da doğru değildir. Maalesef piyasada durgunluk süreci devam etmektedir. Otomobil, beyaz eşya ve konut satışlarında düşüş devam etmektedir” diye konuştu.

Sektörel değerlendirmeler
Çeşitli sektörel veriler üzerine de yorumlarda bulanan Deniz şöyle konuştu: “Turizmde yıla iyi başladık. Bu yıl turizmde yine iyi bir sezon bekliyoruz. Kayıtlı istihdamda Kasım ayında Antalya’daki değişim beklediğimizden yüksektir. Türkiye’de negatif olmasına rağmen bizde yüzde 5.5 artış var. Kayıtlı esnaf sayımız artmaya devam ediyor. Karşılıksız çek oranı geçen yıl Ocak’ta 1.6 iken bu yıl yüzde 4 oldu. 2016 yılında yüzde 8 oranına çıkmıştık, bu yıl daha fazla artış olmamasını ümit ediyoruz. İlginç bir gösterge kredi artış oranıdır. Antalya’da kamu bankaları kredileri yüzde 23 artarken, özel bankalarda artış yüzde 4’tür, yani özel bankalar kredi musluğunu kapamışlardır. Vergi tahsilatında durgunluğun etkisi görülmektedir. Konut satışlarında olumsuz bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu konuda bir konut kredisi kampanyası için çalışıyoruz.  Davut başkan, Ziraat bankası genel müdürü ile görüştü ve banka bir protokol hazırladı. Önümüzdeki günlerde inşaat ve emlak sektörüyle toplantı yapacağız.  Amacımız sektörün bir araya gelip, konut kredisi kampanyası başlatmasıdır. Bunu başarırsak, Antalya’da bir ilki gerçekleştirmiş oluruz.”

Tanzim satış başlığı
Ekonomide durgunluk, işsizlik, yüksek faiz, girdi maliyetleri konularını konuşmamız gerekirken, son haftalarda en çok konuşulan konu patlıcan, biber ve Toptancı haller oldu” ifadeleriyle konuşmasını sürdüren Deniz, “Meclis olarak üzerinde durmamız gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’de 1970’lerde tanzim satış mağazaları vardı. 40 yıl sonra yeniden tanzim satış mağazalarına dönmeye başladık. Dünyada iyi işleyen bir piyasa dışında, bir üründe arz ve talep dengesi sağlayan başka bir sistem henüz icat edilmedi. Bizde sebze ve meyve fiyatları bazen Avrupa’ya yakın, bazen de Avrupa’nın çok altında. Gübre, ilaç, plastik, mazot Avrupa fiyatındaysa, domates ve biberin fiyatı da Avrupa’ya eşit olmak zorundadır. Marketlerde diş macunu, diş fırçası, deterjan, sucuk ve salam fiyatları Avrupa ayarında, hatta bazen daha da yüksektir. Araba fiyatları, elektronik, hatta internet fiyatı da Avrupa’dan yüksek. Ama sıra sebze ve meyveye gelince istiyoruz ki, ucuz olsun. İstiyoruz ki, köylü eskisi gibi düşük fiyata çalışsın, biz de düşük fiyatla alalım. Bugün üretici bir kilo portakaldan kazandığıyla sahilde bir çay içemez. Eskiden kahvelerde çay kuruşla satılırdı. Şimdi kafelere geçtik çay ve kahve Euro üzerinden fiyatlandı. Bütün bunlara nasıl alıştıysak, sebze ve meyvenin Avrupa fiyatına gelmesine de alışacağız. Türkiye’nin sorunu ekonominin ve ücretlerin Avrupa düzeyine gelememesidir” değerlendirmesinde bulundu.

“Tarım alanlarını koruyamıyoruz”
Tarım alanlarının korunamadığını da sözlerine ekleyen Deniz, “Türkiye’de tarım alanlarını koruyamıyoruz. Antalya’da bile tarım alanlarını kendi elimizle konut alanlarına çeviriyoruz. Kooperatiflerimiz yok. Ambalaj sorunu var, ambalaj maliyeti yüksek. Seralarımız modern değil, lojistik modern değil.  Kış aylarında sera üretimi yetersiz olduğu için tüketici, yaz aylarında ürün bol olduğu için üretici kaybetmektedir. Taşıma sırasında, market ve pazarda ürünün dörtte biri çöpe gidiyor. Her 100 metrede bir market var, marketlerin işletme maliyeti yüksek. Semt pazarlarına üretici giremiyor, farklı bir yapı oluşmuş durumda, bu nedenle pazar maliyetleri de yüksek. Seraların modernize edilmesi, organize sera bölgeleri kurulması, büyük ölçekli seralara geçilmesi, küçük üreticilerin modern kooperatiflerle birleştirilmesi gibi büyük hamleler yapmak, köyleri kalkındırmak, eğitimli gençleri tarım üretimine yönlendirmek zorundayız. Bu konuları artık herkes ezbere biliyor, bu gerçekler ortada iken, devletin veya belediyelerin bütçeden farkı ödeyerek ucuz sebze ve meyve satması mümkün değildir.Türkiye geçmişte KİT zararlarından, belediye zararlarından, banka zararlarından çok çekti. Geçmişteki hataları tekrar etmemeliyiz” dedi.

Komite raporları
Komite raporlarındaki en önemli konunun vergi ve prim indirimi olduğunu vurgulayan Deniz, “Bunun dışında kiralardan ve ilan-tabela vergisinden yakınmalar bulunmaktadır. Elektrikte TRT payının kaldırılması, müteahhitler için fiyat farkı kararnamesi çıkarılması, binalarda ısı yalıtımına daha fazla teşvik verilmesi, kozmetik ürünlerinde ve et ürünlerinde kalite denetimleri yapılması, kuyumculuk sektöründe kredi kartı taksidi, Kaleiçi yat limanı mendireğinin onarımı gibi çok sayıda talep, şikayet ve öneri dile getirilmiştir. Bu taleplerin bir kısmı belediyelere yönelik taleplerdir. Belediyelerden bir önemli talep ise işyeri açılış izinlerine bir denetim getirilmesidir. Bugün il düzeyinde ürün kontrolü, işyeri ruhsat denetimleri gerekli düzeyde yapılamamaktadır. Bakanlık teşkilatları yeterli değildir, belediyelerin ve odaların yetkisi yoktur. Bu yapı değişmeli, belediyelere ve odalara yetki devri yapılmalıdır. Seçim bildirgemizde toplu işyerleri, ticari alan planlaması gibi önemli konular yer almıştı. Bu konular yeterince konuşulmamaktadır. Antalya’nın çevresinde, yamaçlarda, ormanlık alanlarda konut inşaatlarında çoğalma görüyoruz. Orman içine 3 katlı binalardan oluşan siteler yapılıyor. Köyleri betonlaştırıyoruz. Antalya’nın siluetini bozan büyük inşaatlar yapılıyor. Bu sorunlara daha fazla dikkat edilmesi gereklidir” diye konuştu.
Ceylan YAŞAR

84 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Seri Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.