Hoşgeldiniz  

Antalya S.O.S verdi

admin | 31 Ocak 2019 | Tüm Manşetler A- A+

 

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, “Antalya milli geliri içerisinde tarımın payı yüzde 12’den yüzde 7’ye gerilemiştir” dedi.

ATB’de yılın ilk Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında gerçekleşti. Gündemdeki konuların değerlendirildiği toplantıda konuşan ATB Başkanı Çandır, ekonomik verilerle ilgili yaptığı açıklamalarda yatırım ve teşvik bölgeleri gruplamasında birinci bölgede yer alan Antalya’nın ikinci bölgeye düşürülmesini talep ettiklerini söyledi.

Borçlar ertelensin talebi
Geçtiğimiz hafta yaşanılan afetlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Çandır, “Kumluca’da ağırlıkla sebze üretimi yapılan yaklaşık 2000 dekar civarında örtü altı alan ve 400 dekarın üzerinde narenciye bahçesi, Finike’de 300 dekar civarında örtü altı alan ve yaklaşık 4 bin dekar narenciye bahçesi, Serik’te 500 dekar civarında örtü altı alan, Aksu’da 3 bin dekarın civarında örtü altı alan, Muratpaşa’daysa 400 dekar örtü altı alan ve 750 dönümün üzerinde meyve bahçesi rüzgâr ve hortum nedeniyle tahrip olmuştur. Yetkililer, oluşan zararları hemen ödeyeceklerini ifade etmeleri üreticilerimizi memnun etmiştir; ancak üreticilerimizin beklentisi tarım kredi kooperatifleriyle bankalara olan borçlarının en az 3 yıl süreyle faizsiz olarak ertelenmesi şeklindedir. Bu afetten alacağımız ders ise bundan sonra tüm dünyayı tehdit eden iklim değişiklikleriyle ilgi tedbirlerin alınmasıdır” dedi.

Fiyat hareketliliği
Tarım alanlarında yaşanılan afetler sonrasında yaş meyve-sebze fiyatlarının tekrar ülke gündeminin ilk sırasına oturduğuna değinen Çandır,Genel olarak baktığımızda bu yıl yaşadığımız iklimsel koşullar üretimimizde kaliteyi olumsuz yönde etkilemiştir. Üretim miktarlarında da bugüne kadar yüzde 30 civarında düşüş gözlemlenmiştir. En büyük sorunumuzsa güneşli gün sayısının geçmiş yıllara oranla azalmasıdır. Hava koşullarından kaynaklı ürünlerin pazara sunulmasındaki gecikmeleri de göz önünde bulundurursak; böyle dönemde fiyat hareketliliklerine şaşırmamız gerekiyor. Özellikle gıdaya yönelik, bozulabilir ürünlerin çok olduğu dönemlerde düşük fiyatlı, az olduğu dönemlerde ise yüksek fiyatlı olması kaçınılmazdır” diye konuştu.

Karaloğlu’na teşekkür
ATB tarafından düzenlenen ‘Kent Buluşmaları’na en son Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nu konuk ettiklerini hatırlatan Çandır, “Toplantımıza katılarak kentimiz ve sektörümüz hakkındaki sorunları, talepleri ve çözüm önerilerini paylaşan tüm arkadaşlarıma ve bizlerin taleplerini dikkatle dinleyen Valimize tekrar teşekkür ediyorum. Toplantıda gündeme gelen tıbbi aromatik bitkilerle süs bitkileri üretimi için kullanılabilecek hazine arazilerinin envanterinin çıkartılması, yüksek gerilim hatlarının altındaki alanların tıbbi ve aromatik bitki üreticilerinin kullanıma sunulması, zeytinciliğin büyük sorunu olan karasuyun arıtılması ve enerji amaçlı prina üretim tesisi kurulması için bizler her zaman olduğu gibi bu konularında takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.

Kent ekonomisinde gerileme
Tarımsal yatırım ve teşvik politikalarında Antalya lehine düzenlemeler yapılmasının çok önemli olduğunun altını çizen Çandır şöyle konuştu: “Antalya’nın 2004 yılında ülke içindeki payımız yüzde 3.3 ’iken 2017 yılında bu pay yüzde 2.9’a düşmüştür. Antalya milli geliri içerisinde tarımın payı ise yüzde 12’den yüzde 7’ye gerilemiştir. Kişi başına gelir sıralamaları açısındansa 2004 yılında 5’inci sırada bulunan kentimiz, 2017 yılında 13’üncü sıraya gerilemiştir. Yani 2004-2017 yılları arasında 8 basamak gerileme söz konusudur. İller arası rekabet performansında 2004 yılında İzmir, Bolu, Bursa, Eskişehir, Yalova, Bilecik ve Kırklareli’nin üzerinde yer alan Antalya, 2017’de tüm bu illerin gerisindedir. Kentimizin 2009-2017 dönemindeki büyüme performansına baktığımızdaysa Türkiye ortalamasının oldukça gerisinde kaldığımızı gözlemliyoruz. Bu dönemde toplam yüzde 70 büyüyen ülkemiz ekonomisine karşılık, Antalya ekonomisi yüzde 51 düzeyinde bir büyüme gösterebilmiştir. Tüm bu gerçekleşmeler sonrası; yatırım teşvik bölgeleri gruplamasında birinci bölgede olan kentimizin ikinci bölgeye düşürülmesini talep etmekteyiz. Ayrıca sektörümüzün gelişmesi için tarımsal yatırımların altıncı bölge seviyesinde değerlendirilmesini talep ediyoruz.”

2019’a umutla bakıyorlar
Çandır’ın konuşmasının ardından sektör temsilcilerinin görüşlerinin alındığı bölümde konuşan ATB Aromatik Bitkisel Ürünler ile Reçel ve Pekmezciler Meslek Komitesi Başkanı Hakkı Ergin Civan ise “Dövizdeki dalgalanma sadece bizi değil tüm ihracatçıları olumsuz etkiledi. Bir dönem çok yüksek seyreden kurlarda şu an gerileme var. Bu durum ihracatçıyı fiyatlama konusunda oldukça zorluyor. Piyasalardaki nakit sıkışıklığı sektörümüzü de etkiliyor. Faizlerin yüksek olması, bankalardaki kaynakların kısıtlı olması sadece bizi değil tüm arkadaşların problemi. Yeni bir kaynak yaratıldı. Çarkların daha problemsiz dönebilmesi için tüm kaynakların kullanılması lazım. Sektörümüzün 2018 ihracat rakamı geçmiş yıllara oranlara göre çok iyi. 180 milyon dolara yakın bir ihracat gerçekleşti. İlk sırada kekik yer alırken ikinci sırayı defne yaprağı aldı. İki ürün bölgemizde yoğun olarak üretilen ve toplanabilen ürünler. 2019 hedefimiz ihracatımızı 200 milyon doların üzerine çıkarmak. Bu konuda ilgili bakanlıklarla üretim alanlarının arttırılmasına yönelik çalışmalarımız sürüyor. Sektörümüz dünyada yükselen bir sektör ve bölgemizin de bundan en üst düzeyde faydalanması için üretimimizi de kalitemizi de arttırmamız gerekiyor. Yaşanan tüm sıkıntılara rağmen 2019 yılına umutla bakıyoruz” ifadelerini kullandı.

Arz-talep vurgusu
Patlıcan gibi bazı ürünlerde fiyatların çok yüksek seviyelerde seyretmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan ATB Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Doğan ise şunları aktardı: “Cumhurbaşkanımızın marketlerde satılan sebze-meyve fiyatlarının yüksek olmasıyla ilgili yaptığı açıklamanın ardından market sahipleri hal esnafına biber ve patlıcan alımı yapmayacaklarını belirttiler. Geçen hafta 10 TL olan patlıcanın fiyatı düşüşe geçti; ama biberde fiyat değişikliği yok. Yani marketler biber ve patlıcanı almazken de patlıcan da fiyatlar düşüyor, biber fiyatları yerinde sayıyor. Geçen haftaki hortum nedeniyle fiyatların artması beklenirken bugün domates fiyatları düşük açıklandı. Bu durumun farklı nedenleri var. Eğer fiyatlar pazarı olumsuz etkiliyorsa ister-istemez hem iç pazarda hem ihracatta fiyatı geriye çekiyoruz. Hal borsa gibi günlük piyasanın değiştiği bir yapı. Fiyatların düşmesi ya da yükselmesi tamamen arz-talep dengesine bağlı. Tüketici her zaman haklı; ama üreticinin de kendine göre haklılıkları var. Üreticinin girdi maliyetleri çok arttı ve pazarlarda ucuz ürün yemek istersek üretici artık üretim yapamaz hale gelecek. Fiyatların belli bir yerde kalması gerekiyor. Girdilerimiz şu kadar, domatesin kilosunu şu fiyattan aşağı satmamalıyız deme gibi bir şansımız yok. Ekimi yapıyoruz, ürün çıkınca ya nasip deyip piyasanın fiyatları belirlemesine bakıyoruz. Üretim planlaması yapılırsa fiyatlar belirlenebilir. Hortumun zarar verdiği seraların dışında sel sularının zarar verdiği seralar var ve buralarda küf oluşuyor ve ürünlerin olgunlaşmama ihtimali var. Bu gerçekleşirse ileride başka sorunların ortaya çıkma ihtimali var.”
Veli AKOĞLU

102 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Seri Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.